Fark yaratmak nedir ?

Gozyasi Nefesi

New member
[color=]Fark yaratmak nedir?[/color]

Fark yaratmak denildiğinde çoğu zaman insanların aklına büyük, gösterişli ve herkesin hemen fark edeceği işler gelir. Oysa hayatın içine biraz daha yakından bakıldığında, asıl farkın sessiz ve düzenli bir şekilde ortaya çıktığı görülür. Bazen bir insanın gün içinde yaptığı küçük bir davranış, uzun vadede çevresindeki birçok şeyi değiştirir. Bu değişim her zaman alkışla ya da görünür başarılarla gelmez; çoğu zaman sessizdir ama kalıcıdır.

Günlük yaşamın içinde, özellikle evin düzeni, aile içi ilişkiler ve komşuluk bağları gibi alanlarda fark yaratmanın nasıl bir şey olduğu daha net anlaşılır. Çünkü bu alanlarda yapılan hiçbir şey tamamen “kişisel” kalmaz; küçük bir tavır bile başkalarının ruh haline, davranışına ve gününe dokunur.

[color=]Gündelik hayatın içinde görünmeyen etki[/color]

Sabah başlayan sıradan bir gün düşünelim. Evin içinde yapılan basit bir hazırlık, söylenen bir cümle ya da gösterilen bir sabır, günün geri kalanını belirleyebilir. Bazen aceleyle söylenen bir söz ortamı gereksiz yere gererken, aynı durumda daha yumuşak bir yaklaşım tüm havayı değiştirebilir. İşte fark tam olarak burada başlar: olayları büyütmeden ama önemini de küçümsemeden yaklaşabilmek.

Ev içinde sorumlulukların düzenli şekilde yürütülmesi de görünmeyen bir fark yaratma biçimidir. Kimse alkışlamaz, kimse özellikle takdir etmez ama düzenin varlığı herkesin hayatını kolaylaştırır. Bir odanın toparlanmış olması, bir işin zamanında halledilmesi ya da bir ihtiyacın önceden fark edilmesi, aslında günlük yaşamın yükünü hafifletir. Bu hafiflik zamanla bir konfor değil, bir denge haline gelir.

[color=]İlişkilerde fark yaratmak[/color]

İnsan ilişkilerinde fark yaratmak çoğu zaman konuşmaktan çok dinlemekle ilgilidir. Dinlemek burada sadece sessiz kalmak anlamına gelmez; karşındaki insanın ne söylediğini gerçekten anlamaya çalışmak, onun duygusunu göz ardı etmeden cevap verebilmektir. Günlük hayatta birçok anlaşmazlık aslında yanlış anlaşılmalardan doğar. Bu yüzden dikkatli bir dinleme biçimi, birçok sorunun büyümeden çözülmesini sağlar.

Komşuluk ilişkilerinde ya da aile büyükleriyle olan iletişimde de aynı durum geçerlidir. Herkesin farklı bir yaşam ritmi, farklı bir hassasiyeti vardır. Bu farklılıkları fark etmek ve buna göre davranmak, sıradan bir ilişkiyi daha sağlam bir bağa dönüştürür. Bazen sadece zamanında yapılan küçük bir yardım, ya da zor bir günde gösterilen anlayış, yıllarca sürecek bir güven duygusu oluşturabilir.

[color=]Gösteriş ile gerçek etki arasındaki çizgi[/color]

Fark yaratmak çoğu zaman yanlış anlaşılır ve sadece dışarıdan görünen başarılarla karıştırılır. Oysa gösteriş, kısa süreli bir dikkat çekerken; gerçek etki zamanla oluşur ve derinleşir. Bir insan sürekli kendini öne çıkarmaya çalışabilir ama bu her zaman kalıcı bir etki bırakmaz. Buna karşılık, sessizce yapılan doğru davranışlar uzun vadede çok daha güçlü bir iz bırakır.

Örneğin bir ortamda sürekli konuşan, dikkat çekmeye çalışan bir kişi olabilir. Ancak aynı ortamda daha sakin durup gerektiğinde doğru sözü söyleyen biri, zamanla daha fazla güven kazanır. Çünkü insanlar sadece duyduklarını değil, hissettiklerini de değerlendirir. Samimiyet hissedilmeyen bir davranış, ne kadar dikkat çekici olursa olsun uzun süreli bir değer oluşturmaz.

[color=]Küçük alışkanlıkların büyük etkisi[/color]

Fark yaratmanın en önemli yönlerinden biri, alışkanlıkların sürekliliğidir. Tek seferlik büyük bir çaba yerine, düzenli olarak yapılan küçük davranışlar çok daha güçlü bir etki oluşturur. Bir evin düzenli tutulması, bir çocuğa sabırla yaklaşılması ya da bir tartışmada ses yükseltmek yerine sakin kalınması, zaman içinde karakteri de şekillendirir.

Bu noktada dikkat edilmesi gereken şey, mükemmel olmaya çalışmak değil, tutarlı olmaktır. İnsan her zaman aynı seviyede sabırlı ya da anlayışlı olamayabilir. Ancak önemli olan, genel çizginin bu yönde olmasıdır. Çünkü insanlar bir anı değil, genellikle bir davranışın tekrarını hatırlar.

[color=]Duygusal farkındalık ve sezgilerin rolü[/color]

Hayatın içinde fark yaratmak sadece mantıkla ilgili bir konu değildir. Duygusal farkındalık da en az düşünmek kadar önemlidir. Bir ortamda gerilimin arttığını sezebilmek, bir kişinin iyi olmadığını sözsüz şekilde anlayabilmek ya da bir durumun hassasiyetini fark ederek buna göre davranmak, görünmeyen ama çok değerli bir beceridir.

Bu tür bir farkındalık, zamanla gelişir. İnsan yaşadıkça, gözlemledikçe ve ilişkiler kurdukça daha derin bir algı oluşur. Bu algı sayesinde, söylenmeyen şeyleri de anlamak mümkün hale gelir. Ve çoğu zaman gerçek fark, tam da bu noktada ortaya çıkar: söylenmeyeni anlayabilmekte.

[color=]Hayata bırakılan sessiz iz[/color]

Fark yaratmak, her zaman büyük hedeflere ulaşmak ya da dikkat çekici işler yapmak değildir. Bazen bir insanın geride bıraktığı en değerli şey, başkalarının hayatını biraz daha kolay, biraz daha huzurlu hale getirmiş olmasıdır. Bu etki çoğu zaman doğrudan görülmez, ama hissedilir.

Günlük hayatın içinde yapılan küçük tercihler, verilen tepkiler ve gösterilen yaklaşım biçimi zamanla bir bütün oluşturur. Bu bütün, kişinin çevresinde nasıl hatırlandığını belirler. İnsanlar çoğu zaman ne söylendiğini unutabilir ama nasıl hissettiklerini kolay kolay unutmazlar. İşte bu nedenle fark yaratmak, aslında başkalarının hayatında bırakılan duygusal izlerle ilgilidir.

Hayatın akışı içinde bazen çok hızlı kararlar vermek gerekir, bazen de durup düşünmek. Bu iki durum arasında doğru dengeyi kurabilmek, farkın en belirgin şekilde ortaya çıktığı noktadır. Çünkü önemli olan her zaman daha fazlasını yapmak değil, yapılanın yerini ve zamanını doğru belirleyebilmektir.
 
Üst